HEDEP’li Eş Başkanlar: Protokol utanç belgesi ama CHP ile konuşmaya engel değil

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (HEDEP) Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gazetecilerle gerçekleştirdikleri buluşmada yere seçim tutumlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İki isim CHP ile Zafer Partisi arasında Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2’nci turu öncesinde yapıldığı ortaya çıkan ve belediyelere yönelik kayyım uygulamasının sürdürüleceği imza altına alınan protokolle ilgili rahatsızlığı dile getirdi.

Toplantıyı izleyen T24 yazarı Murat Sabuncu, söz konusu protokole ilişkin HEDEP yöneticilerinin görüşlerini şu sözlerle aktardı:

”Protokol sonrası bölgede ciddi bir rahatsızlık var, bunu kabul etmek lazım. Kültürünü reddeden, inkâr eden, devlet kodlarıyla hazırlanmış yüzyıllık politikanın ikinci yüzyılda da devamının imza altına alındığı bir belgeden bahsediyoruz ve Cumhurbaşkanı adayı olacak bir insan bunun altına imza atıyor. Şimdi bunun rahatsızlık yaratmaması düşünülebilir mi? Tabii ki bizde bir rahatsızlık var. Politikalarımız, orada yaptığımız eksiklikler de tartışılıyor. 14 Mayıs sonrası biz özeleştiri sürecine girdik, yeniden yeni bir yönetim oluşturduk. İşte karşınızda duruyor; yüzde 70’i yenilenen genç, dinamik, süreci kaldırabilecek, geçmişteki deneyim ve tecrübeyi de aktaracak bir yönetim yapısı oluşturduk. CHP’de de seçim sonrası yapılan iç eleştiri, öz eleştiri süreçleri ve muhasebeden sonra bir yönetim değişti. Bu protokol bir utanç belgesidir, net. Bizim tarafımızdan unutulmayacaktır. Ama bu protokol, -seçimler için söylemiyorum-, önümüzdeki dönem, önümüzdeki dönemlerde yapacağımız iş birliği ve güç birliğinde kırgınlık yarattı ama engel değil. Otururuz, konuşuruz.”

Anayasa değişikliğine ilişkin iktidarla görüşmeye hazır olduklarını aktaran HEDEP Eş Genel Başkanları, ”AKP ile masaya oturulmaz” eleştirilerine ”Biz herkesler görüşürüz” yanıtını verdi:

”CHP, AKP ile görüşünce bir şey olmuyor, İYİ Parti randevu almak için uğraştığı zaman bir şey olmuyor, söz konusu bizim Adalet Bakanı’yla Meclis zemininde yaptığımız bir görüşme olunca, hemen “Kürtlerin, HEDEP’in bir biçimde çark edeceği” anlamı çıkıyor. Biz ne zaman çark ettik ben size soruyorum? Kürtler, HDP bugüne kadar vermiş olduğu hangi sözden çark etti? Dolayısıyla bu kaygı nasıl oluştu, bu algı nasıl oluştu? Bizim hangi sözümüz, hangi eylemimiz buna hizmet etti? Hemen bir görüşmeyle, salonda bir toplantı düzenlemekle, bizim herhangi bir parti ya da partilerle oturup “arka kapı diplomasisini işleterek bir pazarlık yapacağımız” algısına nasıl kapılınıyor, biz de şaşırıyoruz. Biz Türkiye’nin büyük partilerinden birisiyiz, Meclis’in üçüncü partisiyiz. Biz herkesle görüşürüz. Çözüme hizmet edeceksek. Bunu sadece seçim bağlamında değerlendirmemek gerekir. Seçim ayrı bir şeydir.” (KAYNAK)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x